Kürtçe Mp3, Kürtçe Müzik Header Right
Navbar Left Navbar Right



Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Başlığı Cumhuriyet Dönemi Ve Sonrası Türk Şiiri
Cevaplar
0
Sonraki Konu
Cennet Bursa Efsanesi
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
474
Önceki Konu
Cümle Çeşitleri

Yeni Konu aç  Cevapla
Alt 26-12-2008   #1 (permalink)
 JİLAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Profil Mesajı
Gυℓ@ ÇιY@®
Bilgiler
Üyelik tarihi: Sep 2007
Bulunduğu yer: AdAnA
Yaş: 25
Mesajlar: 12.696
Konuları: 4496
Karizma
Rep Gücü : 79
Rep Puanı : 6452
Rep Seviyesi : JİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond repute
Seviye: 70 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2591 / 2591
Güç: 4232 / 14662
Deneyim: 10%
Teşekkürlerim
Thanks: 449
949 Mesajına 2.742 Teşekkür edildi
Tecrübe Puanı: 79 JİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond reputeJİLAN has a reputation beyond repute
İletisim
Standart Cumhuriyet Dönemi Ve Sonrası Türk Şiiri

Cumhuriyet Dönemi Ve Sonrası Türk Şiiri

TÜRK ŞİİRİNİN ÇAĞDAŞLAŞMA SERÜVENİ

Türkiye’de çağdaşlaşma serüveni genellikle Batılılaşma hareketleriyle başlamıştır. Osmanlıdaki Batılılaşma çabalarının,reformist girişimleri dayatan,Batının istemleriyle gerçekleştiği bilinir.1839 Tanzimat Fermanı da bu doğrultuda ki çabanın ürünüdür.3.Selim dönemi ıslahat hareketleri,belgide Batı ile ilişkilerin başlama noktası olarak alınabilir.Ama asıl çağdaşlaşma bilinci Cumhuriyetle gelen bir olgudur,ki 1923’te başlayan bu süreç aydınlanma düşüncesini de var etmiştir.Buna,bir bakıma,Anadolu aydınlanması da denilebilir.
1923 devrimi bir çok şeyin başlama noktasıdır,Türkiye için de bir dönemeçtir.Özellikle toplumsal yaşamdaki yenilikler;eğitim,kültür alanındaki atılımlar aydınlanma felsefesini oluşturacak kurumların yapılandırılması bu süreçte gerçekleştirilir.
Aydınların Batıyı yakından tanımalar sonucu,yeni kültürel değerleri oluşturma,var olanlara bakabilme bilinciyle donatır onları.Öteden beri süregelen Doğu-Batı arasındaki çatışma bir bakıma da formüle edilmeye çalışılır.
Kuşkusuz bu süreçte Türk edebiyatının yapısal sorunlarını da gündeme gelir.
3 Kasım 1928’de Harf devrimi yapılır,Latin Alfabesi kabul edilir.Genç Cumhuriyetin kültür devriminde önemli bir adımdır.
Tanzimat Döneminde (1859-1896) ilk kez gündeme gelen konular,sorunlar,edebiyatımızın oluşma –gelişme sürecindeki diğer dönemlerde de hep gündeme gelmiş tartışma ortamı yaratmıştır.Özellikle şiir ve düz yazı türlerinde yaşanan olay,dilde ve biçimdeki yenileşme çabaları bu tartışma gündemin odak noktası olmuştur.
Her türlü yenilik Batılılaşma ile karşılaşmış.Çağdaşlaşma düşüncesi ancak Cumhuriyet Döneminde yerini ve anlamını bularak,edebiyatın güncel sorunlarını akılcı biçimde gündeme getirmiştir.
CUMHURİYET DÖNEMİ ŞİİR

Cumhuriyet Dönemi Şiir Antolojisi yada Çağdaş Türk Şiiri denilerek hazırlanan seçkilerde günümüz şiirinin çağdaşlaşma sürecinin başlama noktası olarak yada Ahmet Haşim alınır.Bu konudaki kaygılarını,hazırladığı antolojinin girişinde dile getiren Mehmet Fuat,özellikle,belli oranda bulunsa da yolu açmış olmanın ötesine geçtiklerini söylemek kolay değildir;çağdaş şiirler oldukları ileri sürülemez .Ne var ki bu durum onların çağda Türk Şiirinin oluşumundaki etkilerini yok etmiyor.Kendileri Çağdaş olmasalar da arkalarından gelenlere çağdaşlaşmaya dönük pek çok şey bıraktıkları yadsınamaz.
Çağdaş Türk Şiiri,eski şiirle,özellikle Divan şiiriyle alışverişini,hesaplaşmasını yeni dönemde sürdüre durdu.Çatışma ve ters düşmede temel nokta Dildi elbette.Bunu izleyen biçim ise yeni şiirin olanaklarıyla kırılmaya çalışır.İleri ki aşamalarda “Gelenek”sorunu gündeme geldiğinde,eski şiirin bu yapısal özellikle daha iyi değerlendirecektir.Çağdaş Türk Şiirinin oluşumunda bunun yeri ve etkileri dönem dönem hissedilmiştir.
1923 Yılı yeni Türkiye’nin kuruluşudur.Aydınlarımız,devlet adamlarımız ve yazarlarımız tarihimizde artık yeni bir dönemin başlatılması gereğine inanmışlardır.1923’te başlayan bu yeni anlayışı maddeler halinde şöyle özetleyebiliriz;
1)-Hece ölçüsünü kullanmışlardır.
2)-Halkın dertlerini ve Anadolu’nun güzelliklerini işlediler.
3)-Halk arasında ki kültür unsurlarını işlediler.
4)-Dönem sanatçıları;maniler,türküler,halk efsaneleri,masallar ve halk sanatlarının unsurlarını topladılar.
5)-Bu dönemde roman,hikaye,tiyatro,gezi ve hatıra türlerinde bir sadeleşme,kültür varlıklarımızdan yararlanma göze çarparken;roman ve hikayede gerçekçilik ön plana çıkar.
6)-Bazı şairlerimizden kendilerine “Yedi Meş’aleciler ve Beş Hececiler”gibi isimler verilmiştir.
CUMHURİYET DÖNEMİ ŞİİR
ATATÜRK DÖNEMİ (1923-1939)

1940 SONRASI DÖNEM
1)-MEMLEKETÇİLER
1)-BİRİNCİ YENİCİLER(GARİPÇİLER)
2)-BEŞ HECECİLER
2)-HİSARCILAR
3)-YEDİ MEŞ’ALECİLER
3)-MAVİCİLER

4)-İKİNCİ YENİCİLER

5)-TOPLUMSAL GERÇEKCİLER

6)-BAĞIMSIZLAR


ATATÜRK DÖNEMİ (1923-1939)

1)-MEMLEKETÇİLER:Mehmet Emin Yurdakul,Ahmet Kutsi Tecer,Ömer Bedrettin Uşaklı,Kemalettin Kamu gibi şairlerin oluşturduğu sanat hareketidir.Bu sanatçılar Anadolu’yu yeniden keşfetmek çabasına yönelerek ülke sorunlarını ele almış;Folklorumuzu tanıtmaya çalışmışlardır.
Başlıca yazarları şunlardır:
MEHMET EMİN YURDAKUL

(20.yy Şairlerindendir.13 Mayıs 1869 Dğm,14 Ocak 1944 Ölm)
Bir süre Mülkiye Mektebinin lise bölümünde okuduktan sonra Sadaret Evrak Kalemi’nde çalışmaya başladı.Fazilet ve Asalet adlı yapıtını beğenen Sadrazam Cevat Paşa tarafından 1890’da Rüsumet Tahrirat Kalemi’ne adandı.Sonra müdür oldu.Gizli “İttihat ve Terakki Cemiyeti’ndeki çalışmaları ve şiirlerinde yansıttığı düşünceler yüzünden 1907’de Erzurum Rüsumet Nazırlığına sürüldü.Meşrutiyetin ilanından sonra görevle Trabzon’a atandı.Daha sonra İstanbul’da Bahriye Nezaretinde müsteşarlık,Hicaz’da ve Sivas’ta valilik yaptı.İstanbul’a dönerek “Türk Ocağını”nın kuruluşuna katıldı.1911’de başkan oldu.İttihat ve Terakki ile uyuşmazlığa düşünce Erzurum valiliğine atandı.Talat Paşanın sadrazamlığı sırasında 25 yılını doldurduğu gerekçesiyle emekliliğe ayrıldı.1913’de Musul’dan milletvekili seçildi.Kurtuluş Savaşında Anadolu’ya geçti.Ölünceye dek milletvekilliği yaptı.
Ulusçu,halkçı görüşleri büyük bir heyecanla savunan Mehmet Emin Yurdakul Milli Edebiyat akımının öncü şairlerindendir.Hece ölçüsünde yazdığı şiirlerinde yalın bir dil kullandı.Şiirlerinde biçim yönünden yenilikler yaptı.Geleneksel Türk Şiirinde kullanılan kalıpların yerine 4+4+4+3=15,4+4+4++5=17 ve 4+4+4+7=19 gibi kalıplar kullandı.Dörtlük geleneğinin dışında üçer,altışar,sekizer dizelik kıtalar kurarak sone biçiminde şiirler yazdı.İslamcılığa,Osmancılığa karşı Türkçülüğü ve Türkiye’yi savunduğu için “Milli Şair” olarak tanındı.
Yazarın başlıca yapıtları şunlardır:
Fazilet ve Adalet,
Türkçe Şiirler,
Türk Sazı,
Ey Türk Uyan,
Tan Sesleri,
Ordunun Destanı,
Dicle Önünde,
İsyan ve Dua,
Zafer Yolunda,
Turan’a Doğru,
Aydın Kızları,
Türk’ün Hukuku,
Mustafa Kemal.

2)-BEŞ HECECİLER:Orhan Seyfi Orhon,Halit Fahri Ozansoy,Enis Behiç Koryürek,Yusuf Ziya Ortaç,Faruk Nafiz Çamlıbel gibi şairlerin oluşturduğu sanat hareketidir.İkinci Meşrutiyet dönemindeki Milliyetçilik ve Türk halkını bir araya toplama sürecinde otaya çıkmış;yurt sevgisini dile getiren hece ölçüsüyle şiirler yazardı. “Konuşulan güzel Türkçe’yi yazı diline geçirerek yeni ve büyük davayı kazanan ve kazandıranlar”olarak nitelendiren Hececiler;Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin ‘lerin başlattıkları “Yeni Lisan”anlayışının etkisiyle,Osmalıcadan arınan bir dille şiir yazmaya yöneldiler.Ulusçuluk bilincini sürekli ön planda tutmuşlardır.
Beş Hececiler Hareketi,aruzla yazanlara bir tepkiydi,biçimde ve içerikte sadeliği getirdi.Bu işlevlerinden öte,bir rejimin sorunlarını da tartışmaya yönelmişlerdir.
*Hecenin beş şairi adıyla da anılan bu sanatçılara milli edebiyat akımından etkilenmiş ve şiirlerinde hece veznini kullanmışlardır.
*Şiirde sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih etmişlerdir.
*Beş hececiler şiire birinci dünya savaşı ve milli mücadele döneminde başlanışlardır.
*Beş hececiler ilk şiirlerinde aruz veznini kullanmışlar daha sonra heceye geçmişlerdir.
*Şiirde memleket sevgisi,yurdun güzellikleri,kahramanlıklar ve yiğitlik gibi temalar işlemişlerdir.
*Hece vezni ile serbest müstezat yazmayı da denediler.
*Mısra kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalmadılar yeni yeni biçimler ardılar.
*Nesir cümlesini şiire aktardılar ve düz yazıdaki söz dizimini şiirlerde de görülmesi beş hececiler de çok rastlanan bir özelliktir.
Başlıca yazarları şunlardır:



FARUK NAFİZ ÇABLIBEL
Cumhuriyet dönemi şairlerindendir.
Dğm. 18 Mayıs 1828,İstanbul – Ölm. 8 Kasım 1973,İstanbul
Tıp Fakültesindeki öğrenimini bırakarak gazeteciliğe başladı.Daha sonra da öğretmenlik yaptı.1946’da politikaya atılarak milletvekili seçildi.27 Mayıstan sonra on beş ay kadar tutuklu kaldı.Daha sonra politikayı bırakarak şiir yazdı.
Hece beş şairinden biri olan Çamlıbel şiir yazmayı öğrencilik yıllarında başlamış,akıcı ve duygulu şiirleriyle ünlenmiştir.İlk şiirlerini aşk üzerine yazmıştır.Daha son Milli Edebiyat Hareketi’nin etkisiyle şiirlerinde yurt sevisi ağırlık kazanmıştır.Anadolu doğayı ve halkı karşısındaki duygularını dile getirmiştir.
Son döneminde aruzla mistik duygulara yönelen şiirler yazmıştır.
Yazarın başlıca yapıları şunlardır:
ŞİİR:Şarkın Sultanları,
Gönülden gönüle,
Çoban Çeşmesi,
Dinle Neyden,
Suda Halkalar,
Bir Ömür Böyle Geçti,
Elimle Seçtiklerim,
Akarsu,
Akıncı Türküleri,
Heyecan ve Sükun,
Zindan Duvarları,
Han Duvarları.
OYUN:Canavarı,
Akın,
Özyurt,
Kahraman,
Ateş,
Dev aynası,
Yayla Kartalı.
ROMAN:Yıldız Yağmuru.
3)-YEDİ MEŞALECİLER:Yedi Meşale adlı edebiyat akımının kurucuları;Sabri Esat, Ziya Osman,Yaşar Nabi,Muammer Lütfi,Vasfi Mahir,Cevdet Kudret ve Kenan Hulusi’nin 1928’de başlattığı akımın amacı Türk Şiirini yeni ufuklara açmaktı.Yusuf Ziyanın Meşale dergisinde toplanan Yedi Meşaleciler girişimlerini “canlılık,samimiyet ve daima yenilik” ilkelerine dayandıracaklarını öne sürdüler.Ama yeni bir dünya görüşüne dayanmayan topluluk biçimde bir yenilik getiremedi,özde de Mallarname,Baudelaire,Verlaine gibi Fransız şairleri örnek aldı.Amaçlarını gerçekleştiremeyen Yedi Meşaleciler,Yusuf Ziyanın dergiyi kapatmasıyla kısa sürede dağıldılar.Muammer Lütfi edebiyattan koptu,öbürleri ise değişik edebiyat dallarına yöneldiler;yalnızca Ziya Osman şiir yazmayı sürdürdü.
Yedi Meşaleciler sanat aşkını her şeyin üzerinde tutmuşlar,taklitten kaçınmışlar,şiirde genellikle hece ölçüsünü kullanmışlardır.

ZİYA OSMAN SABA
Cumhuriyet dönemi şair ve yazarlarındandır.
Dğm. 1910, İstanbul – Ölm. 29. Ocak 1937, İstanbul.
İÜ Hukuk Fakültesini aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinde çalışarak 1936’da bitirdi. Bankada memurluk yaptı.Sonra Milli Eğitim Basım Evi Tashih Bürosu şefi olarak çalıştı. Geçirdiği kalp hastalığından sonra evinde Varlık Yatın Evi’nin işlerini yaptı.47 yaşında öldü.
İlk şiiri 1927’de Servetifünun – Uyanış dergisinde çıktı.1928’de Yedi Meşaleciler topluluğu içinde yer aldı.Meşale dergisinde şiirleri,Milliyet gazetesi edebiyat sayfası ile İçtihat dergisinde yazıları çıktı.Temmuz 1933 tarihli Varlık dergisinde başlı ***** sürekli aynı dergide şiirlerini yayımladı.Şiirlerinin konusu yaşam,ölüm,aşk,doğa,aile,Tanrıya bağlılık ve çocukluk anılarıdır.Bunları iyimser,aydınlık,sevgi dolu duygularla işlemiştir.Önce hece ile sonra serbest şekilde yazdı.Şiirlerinin yanında yazdığı öykülerinde ise çocukluğundan başlayarak yaşamının kimi mutlu,kimi hüzünlü anılarını içten bir anlatımla aktarmıştır.
Yazarın başlıca yapıtları şunlardır:
ŞİİR:Sebil ve Güvercinler,
Geçen Zaman,
Nefes Almak,
Geçen Zaman – Nefes Almak.
ÖYKÜ:Mesut İnsanlar Fotoğrafnamesi,
Değişen İstanbul.

1940 SONRASI DÖNEM
1)-BİRİNCİ YENİCİLER (GARİPÇİLER):1941 yılında Orhan Veli Kanık,Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat Horozcu adlı sanatçıların oluşturduğu bir edebi topluluktur.
*Batıyı örnek almışlardır.
*Ölçü,uyak ve sanatlı söyleyiş gibi gelenekleri tümüyle reddetmişler,serbest şiiri esas almışlar.
*Şiiri biçimsel kurallardan arındırmışlardır.
*Gülmece ve ince yergi şiirin temel öğesi olmuştur.
*Dilde sadeliğe önem vermişlerdir.
*Edebi sanatları bırakmışlardır.
*Şiirde imgeyi yok ederek yerine alayı koymuşlar,her şeyi şiirin konusu haline getirmişlerdir.
ORHAN VELİ KANIK
Cumhuriyet dönemi şairlerindendir.
Dğm. 13 Nisan 1914, İstanbul – Ölm. 14 Kasım 1950, İstanbul.
1932’de Ankara Gazi Lisesini bitirdi.İÜ Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümündeki öğrenimini yarıda bırakarak Ankara’da PTT Genel Müdürlüğünde memur olarak çalışmaya başladı.1945’te askerlik görevini bitirdikten sonra MEB Tercüme Bürosunda görev aldı.1947’de balkanlıktaki görevinden ayrıldı.İki yıl yazarlık,çevirmenlik yaptı. 1 Ocak 1949’da Yaprak dergisini çıkardı.Derginin 28.sayısını çıkardığında öldü.Arkadaşları derginin son sayısı Son Yaprak adıyla özel sayı olarak yayımladılar.
Orhan Velinin küçük yaşta başlayan edebiyat sevgisini lise sıralarında arkadaşları Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat’la paylaştı.Birlikte şiir sorunları üzerine düşünerek arayışa girdiler.Üç arkadaşın şiirleri Ocak 1936’da Varlık dergisinde yayımlanmaya başladı.Orhan Velinin 1936’dan 1940’a dek “Mehmet Ali Sel”adıyla yayımlandığı şiirler ilk gençlik döneminin ürünleri olarak kabul edilir.Çoğu hece ölçüsünde olan bu şiirlerinde uyağa önem vermiş ve duru bir Türkçe kullanmıştır.Sağlığında çıkardığı kitaplarına bu şiirleri almadı. 1937’den sonra çığır açacak olan şiirlerinden örnekler vermeye başladı. “Şairaneliğe sırt çevirmiş,alışılmış benzetmelerden uzak yeni arayışlarla yönelmiş”şiirleri yayımlandıkça büyük ilgi çekiyordu.Kimileri alayla karşılaşıyordu.1941’de üç arkadaş yazdıkları şiirleri Garip adlı kitapta topladılar.Orhan Veli yazdığı ön sözde yaslandıkları ilkeleri açıklıyordu. Şiirin refah içinde yaşayanların zevkine göre değil çoğunluğa seslenmelidir.Bunun yolu da söz sanatlarından,şairane imgelerden,kısıtlayıcı biçim özelliklerinden kurtarılmalı,gündelik yalın bir dille yazılmalıdır.”diyordu.
Orhan Veli sonra yazdığı şiirlerle yeni eğilimleri,önemli biçim değişikliklerini sürdürdü.Duygular ağır basmaya başladı.Özgürlük dileği,yaşama sevinci,insan sevgisi temaları şiirinde yer aldı.
Olağanüstü bir ilgi ile karşılanan şiirleri artık eski şiir geleneğine bağlı yazanları etkisiz kılıyordu.Dönemin ünlü eleştirmeni Nurullah Ataç’da yazılarıyla Garipçileri destekliyordu.Olumlu olumsuz tepkilerin sonunda Garip hareketi artık Türk Edebiyat’ında yerini almıştı.Türk şiirinin yeni bir hamle kazanmasını sağlamıştı.
Yazarın başlıca yapıtları şunlardır:
ŞİİR:Garip,
Vazgeçemediğim,
Destan Gibi,
Yenisi,
Karşı.
Orhan Veli Bütün Şiirleri,
DİĞER ESERLERİ:La Fontaine’nin Masalları,
Nesir Yazıları,
Edebiyat Dünyamız.
.
2)-HİSARCILAR:Gökşen,Sabahattin Engin,H. Rıdvan Çonkur,Nurettin Özdemir,Rıza Polat Akkoyunlu,Macit Benice,Sevinç Çokum,Sabahat Emir,Şevket Bulut,M. Fahri Oğuz,Necmettin Hacıeminoğlu,M. Necati Özsu,Muhtar Körükçü,Mahmut Özay,Faik Baysal,M. Sebahattin Sepetçioğlu,Oyhan Hasan Bıldırki,Mehdi halıcı,Ülkü Uluırmak,Bilgesu Duru,Burhanettin Muz,Yusuf mardin,Ömer Atilla,Metin And,Ergun sav,Kamuran Özbir,Cemil Meriç,Rüştü Şardağ,Müjgan Cumbur,Mehmet Önder,Hilmi Ziya Ülken,Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer...şairlerden meydana gelmiştir.
Bu sanatçılar,düşüncelerini “Sanatçı bağımsız olmalıdır.Ulusal olmayan bir sanatın sınırları aşacağı düşünülemez.Sanatçının dili yaşayan dildir.” Anlatımlarıyla ortaya koymuşlar;bunu gerçekleştirmek istemişlerdir.
MEHMET ÇINARLI
20. yy. şair ve yazarlarındandır.
1925
Ermenek’te doğdu.İlkokulu orada,ortaokulu Konya’da, liseyi Antalya’da okudu. Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi;aynı yıl Maliye Bakanlığında memuriyete başlayıp,çeşitli görevlerde bulundu;Bakanlığın Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdür Yardımcılığına getirildi. “Türk Ocağı Sanat Kolu”başkanlığı yaptı.I.C.A. İdaresi’nce verilen burslardan yararlanarak sekiz ay süre ile Amerika’da mesleğiyle ilgili incelemelerde bulundu.Maliye Bakanlığı’nda müşavir ,Tetkik Kurulu Üyesi oldu.Sayıştay üyeliğiyle birlikte Maliye Okulunda öğretmenlik yapmaktadır bugün.
Mehmet Çınarlı;edebiyat alanında 1942’den sonra,İstanbul “Çınaraltı” ile Zonguldak “Doğu” dergilerindeki şiirleriyle görünür.Üniversiteler arası şiir yarışmasında “Son Bahar Duyguları”şiiriyle birincilik kazandı. “Çağrı”, “Ilgaz” daki yazıları ile şiirleri Türk Yurdu’ndaki sanat sayfası yöneticiliği sonu,Munis Faik Ozansoy,İlhan Geçer başta olmak üzere arkadaşları ile kurdukları Hisar dergisi Çınarlının edebiyatsal kişiliğinin tanınmasında en büyük etken olur.Atatürk’ün gerçekleştirdiği ilerici reformların hayranlığı doğrultusunda “ruhsuz homo economicus” tan uzak,yeni bir manevi yönelişin gerekliliğini savunur.Devrime değil evrime dönük bir görüşü dile getirir.
Yazarın başlıca yapıtları şunlardır:
ŞİİR:Güneş Renginde Kadehlerle,
Gerçek Hayali Aşktı,
Yeni Bir Dünya Kurmuşum,
MAKALE VE DENEMELER:Halkımız ve Sanatımız,
Söylemek Yaraşır.


MAVİCİLER
Fikir ve sanat dergisi (l Ka­sım 1952 - Nisan 1956). Ankara'da ya­yımlandı, 32 sayı çıktı. Sahibi: Teoman Civelek, 25. sayıdan sonra Özdemir Nut­ku. «Şiirlerini basılı görmek isteyem Ankara Atatürk Liseli (Ülkü Arman. Teoman Civelek, Bekir Çiftçi, Ümran Kı­ratlı) gençler tarafından çıkarıldı. Da­ha sonra Ahmet Oktay, Yılmaz Gruda. Atillâ İlhan gibi imzalar katıldı. Dergi «okurdan çok genç kuşak yazar­larının ilgisini çekti». Özellikle Attilâ İlhan'ın sosyal realizm ile ilgili yazıları tesirli oldu. Bu dergide yazmış bazı ya­zarlar, aradan 30 yıl geçtikten sonra Mil­liyet Sanat dergisi'nin Mavi ile ilgili bir sayısında (l Aralık 1982) dergiyi şöyle değerlendirdiler: «Sosyal realizm sözü çok ediliyordu ama şiirlerle bir çeşit ro­mantizm geliştiriliyordu / Orhan Duru», «Garip üzerine gençlerin oluşturduğu ilk ciddi tepkidir... aktif realist toplumcu şiirin soldan ilk eleştirisidir... zamanın yaygın batıcılığına, Yunan-Latin hay­ranlığına ilk ciddi tepki Attilâ ilhanı; Ancak dergi suçlamalardan korkarak «25. sayısında sosyal realizmin organı deği­lim açıklamasını yayımlamıştır». Asaf Çiyiltepe, Güner Sümer, Ferit Ed-gü, Demir Özlü, Demirtaş Ceyhun, En­gin Unsal dergide yazan diğer imzalar­dır Bu neşriyata katılanlar daha sonra Mamciler diye nitelendi.


Atilla İlhan
( 1925 )

Menemen'de doğdu. İstanbul Işık Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Hukuk Fakültesi'ndeki öğrenimini yarıda bırakarak Nazım Hikmet'i kurtarma Komitesi'ne katılmak üzere Paris'e gitti. Dönüşünde Türkiye Sosyalist Partisi'ne girdi. Garipçiler'e karşı "Mavi" hareketini başlattı. Garipçileri, eski toplumcu gerçekçileri eleştirdiği ve Atatürkçülüğe yaslanan bir toplumsal gerçekçiliği önerdiği yazıları Kaynak, Yeditepe, Mavi dergilerinde çıktı.
Attilla İlhan'ın şiiri barış, özgürlük, insan sevgisi, yarın inancı gibi toplumsal temalardan bunaltı, yalnızlık, umutsuzluk, aşk ölüm gibi bireysel temlere; destansı deyişlerden kimi zaman gerçeküstücülüğe yönelmiş, zengin bir imge örgüsüne dayalı lirik bir söyleyişe; halk şiirinin ses ve biçim özelliklerinden divan geleneğinin yeni şiirin estetiğiyle yoğrulmasına uzanan bir bileşimdir. Bu nedenle Attila İlhan'ın şiir serüveni toplumcu şiirimize olduğu kadar bireysel şiirmize de yeni boyutlar kazandırma yolundaki çabaların serüvenidir.
Şiir kitapları: Duvar (1948), Sisler Bulvarı (1954), Yağmur Kaçağı (1955), Ben Sana Mecburum (1960), Bela Çiçeği (1962), Yasak Sevişmek (1968), Tutuklunun Günlüğü (1973), Böyle Bir 1969), Sevmek (1977), Elde Var Hüzün (1982), Korkunun Krallığı (1987)









TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER
1950 yılından itibaren Türk yazar ve şairlerinin büyük bir kısmı, hayat görüşlerini "toplumsal gerçekçilik" adıyla edebiyata uyguladılar. Bu dönemde Batıdan gelen varoluşçuluk ve gerçeküstücülük akımları da hayata bakış tarzıyla beraber eserlerinin kompozisyon ve üslûbunu da değiştirdi.
Son kırk yıllık Türk Edebiyatı Batıdan gelen akımlar, sosyalist dünya görüşü, millî ve dinî yaklaşımlar ve çok partili dönemde çeşitlenen politik tercihler doğrultusunda fevkalâde çeşitlilik göstermekte, edebiyat çok kere vasıta gibi kullanılmakta ve yeni arayışlar içinde görünmektedir.
Kısa zaman içinde büyük şöhret kazanan veya adını pek az duyurabilen yazar ve şairlerin Cumhuriyet terkibi paralelinde kurulmakta olan yeni edebiyat geleneklerine katkıda bulunmalarına rağmen, bunlar hakkında objektif tenkitler yapmak ve edebiyat tarihindeki yerlerini belirlemek mümkün olamamaktadır. Özellikle 1960'lı yıllardan sonra yetişen kadın yazar ve şairlerin sayılarının artmış olması, feminist akımın da diğer pek çok akım gibi Türk Edebiyatı içinde yer almasını sağlamıştır.
Bu dönemin yazarları: Rıfat Ilgaz, Cahit Irgat, Enver gökçe, Ömer Faruk Toprak, Arif Damar, Ahmet Arif ve Şükran Kurdakul.
Nâzım'ın Açtığı Yol

Burada, Oktay Rifat'ın şu saptamasını anmakta yarar var :"Bugünkü Türk müziğinin tek sesli Enderun müziğinden, bugünkü resmimizin, tezhip, yazı ve minyatürden türemediği nasıl bir gerçekse, bugünkü Türk şiirinin de Divan şiirinden türemediği öylece bir gerçektir. Yeni şiirimizin Tanzimat'tan sonra gelişen yenileşme şiiriyle, yönünü bulma bakımından bir ilişkisi varsa da doğrudan doğruya bu şiirden türediği ileri sürülemez. Bugünkü şiirimiz Halk şiirinden de türememiştir. Türeseydi belki iyi olurdu ya, ne yapalım ki, böyle olmamış. Batı'dan mı aktarılmış öyleyse? Buna da tam olarak evet diyemeyiz. Batı'dan teknik olarak, tema olarak, düşünce olarak çok şey alınmıştır, ama tam anlamıyla bir aktarma yoktur ortada. Böyle bir aktarma, ayrıca, olanaksızdır. Öyle ise nasıl türemiştir bu şiir? Bana kalırsa, her toplumda olduğu gibi, yeni Türk toplumunda da doğal olarak ozanlar çıkmış, bunlar türlü etkiler altında, daha çok Batı etkisinde şiirler söylemişler ve bugünkü şiirimiz meydana gelmiştir... Böylece doğuştan yeni olan bu şiir, sonradan gözlerini geriye çevirerek, Divan şiiriyle, hele halk şiiriyle sıkı bağlar kurmak istemiştir."(3)
Yahya Kemal ve Ahmet Haşim'in peşi sıra Nâzım Hikmet'in 1920'li yıllarda yenilikçi ilk ürünlerini vererek ortaya çıkması, Oktay Rifat'ın da belirlemeye çalıştığı "yenilikçi" sürecin ivmesini oluşturur.
Bundan böyle çağdaş Türk şiirinin oluşum dönemi başlamıştır artık. Nâzım Hikmet'in açtığı yolun etkinliği 1930'lu yıllarda daha da belirginleşir.
1930-1950 Dönemi, yenilikçi şiirin önemli oluşumlarını hazırlar. İlki "I. Yeni" Garip Şiiri'nin ortaya çıkışıdır. İkincisi toplumcu gerçekçi 1940 Kuşağı'nı oluşturan koşulların varoluşu ve "II. Yeni"nin oluşumu..
Garip Şiiri hareketi Orhan Veli Kanık (1914-1950), Oktay Rifat (1914-1988) ve Melih Cevdet Anday'ın (1915) 1937-38'den sonra yazdıkları şiirleri Garip (1941) adlı ortak kitapta toplarlar. Orhan Veli'nin kitabın önsözündeki yazısı ise bu çıkışın amacını açıklamaktadır: "Şiir, yani söz söyleme sanatı, geçmiş yüzyıllar içinde birçok değişikliklere uğramış; en sonunda da, bugünkü noktaya gelmiş. Bu noktadaki şiirin doğru dürüst konuşmadan oldukça ayrı olduğunu kabul etmek gerek. Yani şiir bugünkü durumuyla, doğal ve günlük konuşmaya göre bir ayrılık göstermekte, bir ölçüde garip karşılanmaktıdır. Fakat işin hoş yanı, bu şiirin birçok atılımlar sonucunda kendini kabul ettirmiş, bir gelenek kurarak da, sözü geçen garipliği ortadan kaldırmış olması.Yeni doğup bugünün aydınınca eğitilen çocuk kendini doğrudan doğruya bu noktada kavrıyor. Şiiri, kendine öğretilen koşullar içinde aradığından, bir doğallaşma isteğinin ürünü olan yapıtları şaşkınlıkla karşılıyor. Garip anlayışı, öğrendiklerini doğal kabul edişinden gelmekte. Ona buradaki göreceliği göstermeli ki öğrendiklerinden kuşku duyabilsin."(4) Yeni şiir, arayışın değil, yeni toplumdaki gerekliliğin karşılığını buluşun ortaya çıkardığı bir olgudur.
1940 Kuşağı şiirinin oluşumu da bu buluşma sürecinde ortaya çıkar.Nâzım Hikmet'in 1938'de tutuklanması ve şiirinin yasak/sakıncalı bulunması, İkinci Paylaşım Savaşı'nın gölgesindeki Tek Parti iktidarının baskıcı yönetimi bu eğilimin ortaya çıkmasında etkindir. Ülkenin yaşadığı değişim süreci toplumsallaşma hareketini derinden etkiler. Kuşağın başlıca şairleri şunlar oldu : Hasan İzzettin Dinamo (1909-1989), Rıfat Ilgaz (1911-1993) Niyazi Akıncıoğlu (1916-1979), Cahit Irgat (1916-1971), A.Kadir (1917-1985), Fethi Giray (1918-1970), Suat Taşer (1919-1982), Ceyhun Atuf Kansu (1919-1978),Enver Gökçe (1920-1981), Ömer Faruk Toprak (1920-1979), Orhon Murat Arıburnu (1920-1989), Mehmed Kemal (1921-1999), Arif Damar (1925), Attila İlhan (1925), Sabri Altınel (1926-1985), Ahmed Arif (1927-1991), Şükran Kurdakul (1927)...
Bu dönemde sözünü ettiğimiz oluşumların dışında kalan şairler ise şunlar oldu: Asaf Halet Çelebi (1907-1958), Ahmet Muhip Dıranas (1908-1980), Mustafa Seyit Sutüven (1908-1969),Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956)Fazıl Hüsnü Dağlarca (1914), Celal Sılay (1914-1974)Behçet Necatigil (1916-1979), Cahit Külebi (1917-1997), Salah Birsel (1919-1999), Sabahattin Kudret Aksal (1920-1993), Necati Cumalı (1921), Özdemir Asaf (1923-1981), Nevzat Üstün (1924-1979), Can Yücel (1926-1999), Metin Eloğlu (1927-1985), Ahmet Oktay (1933).
"II. Yeni", çağdaş Türk şiirinde bir dönüşümdür. Yenilikçi şiirin farklı bir kulvara taşındığını gözleriz. Dönemin toplumsal koşulları belirleyicidir burada da. İmge ve yeni bir şiir dili yaratılır. Bireysel çıkışlarla ortaya konulan ürünlerde bu şiirin eğilimleri belirginlik kazanır. Biraraya geliş,ortak bir çaba görülmez. Bu yönelimi bir kuşak, ya da dönem/akım olarak adlandırmak; ancak Muzaffer İlhan Erdost'un "İkinci Yeni" belirlemesi sonrasında oluşur. Erdost, yeni şiirin birinci evresi olarak Garip Şiiri'ni nitelendirirerek, ardılı oluşumu da şöyle değerlendirir: "İkinci yeni denince, çokları bir kere duraklıyor. İlkeleri, yöntemleri, kuralları çizili bir akıma konmuş bir ad gibi 'ikinci yeni' sözünü ele alıyorlar. Oysa 'ikinci yeni' sözü ilkeleri, kuralları çizili bir akımın adı değildir; onun için de bu sözün içine aldığı ozanlar arasında geniş ikilikler vardır.İkinci yeni sözü, daha çok 1950 yıllarına kadar en iyi çağını yaşamış yeni şiirin üzerine gelen, şiirleriyle onlardan yavaş yavaş ayrılan ozanları içine alır. Yani, ikinci yeni bir okulun adı değil, kendisinden önceki şiire göre yeni olan bir şiirin sınır çizgisidir."(5) Bu çizgi içinde yer alan şairler ise şunlardır : Oktay Rifat, İlhan Berk (1918), Turgut Uyar (1927-1985), Edip Cansever (1928-1986), Yılmaz Gruda (1930), Ece Ayhan (1931), Cemal Süreya (1931-1990), Tevfik Akdağ (1932-1993), Sezai Karakoç (1933), Ülkü Tamer (1937)...


Ahmet Arif
( 1927 - 1991 )
Diyarbakır'da doğdu, Ankara'da DTCF'de öğrenciyken TCK'nin 141. maddesine muhalefette bulunduğu savıyla tutuklandı. İki yıl sonra aynı savla yargılanarak hüküm giydi, hapis yattı. Mahkumiyet hayatı iki yıl sürdü. Ankara'ya yerleşerek gazetecilik mesleğini seçti. 1991'de aynı kentte öldü.
Başta Nazım Hikmet olmak üzere, toplumcu şiirimizin ortak değerlerinin, hece şiiri, aruz ve halk şiirimizin yoğun, köklü bir sentezidir o.
Şiir kitabı: Hasretinden Prangalar Eskittim (1968)



1940’tan Sonra Yeni Tür Edebiyatında Bağımsız Şairler:
Necip Fazıl Kısakürek
( 1905 - 1983 )
İstanbul'da doğdu. İlk ve orta tahsilini İstanbul'da yaptı. Bahriye Mektebi'nde, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde okudu. Milli Eğitim Bakanlığı'nca Paris'e gönderildi. Sorbonne Üniversitesi'nde başladığı tahsilini tamamlamadan yurda döndü. İstanbul ve Ankara'da bankalarda çalıştı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde, Devlet Konservatuvarı'nda, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretmenlik, çeşitli gazetelerde fıkra yazarlığı yaptı. Ağaç ve Büyük Doğu adlı dergileri çıkardı. Daha sonra siyasi ve dini ağırlıklı yazılarını yazmaya ölümüne kadar devam etti. 25 Mayıs 1983'te İstanbul'da öldü.
İlk şiiri 1923 yılında Yeni Mecmua'da çıktı. Şiirlerini hece vezniyle yazan Necip Fazıl, oturmuş,, kusursuz, bir dil ve sağlam bir tekniğe sahiptir. İç ahenge önem vermiş, mısraa ışık veren çarpıcı kelimeleri seçmede ve yerleştirmede başarılı olmuştur. Ufku geniş, şiiri derin ve renklidir. Mistik ve felsefi şiirlerinde, insanın evrendeki yerini, iç alemin gizli duygu ve ihtiraslarını, madde ve ruh meselelerini ele almıştır. Son şiirlerinde ölüm düşüncesine ve Allah kavramına, hem felsefi hem İslami düşünce açısından yeni ve değişik boyutlar getirmiştir.
Şiir kitapları: Örümcek Ağı (1925), Kaldırımlar (1928), Ben ve Ötesi (1932), Sonsuzluk Kervanı (1955), Çile (1962), Şiirlerim (1969)
1960'larda Şiirimiz

1960'larda dünyanın dörtbir yanında oluşagelen gençlik hareketleri, 1968 Mayısında, özellikle Avrupa (Fransa, İtalya, Almanya, İngiltere...) ve ABD üniversitelerinde öğrenci eylemlerine dönüşür.
ABD'de, öğrencilerin bu hareketindeki çıkışlarının kaynağında iki temel etki vardır: Vietnam Savaşı ve siyah özgürlük hareketi. Avrupa'daki dalgalanma ise, "düşgücünün zaferi" olarak nitelendiriliyordu.
1960'ların gençlik hareketi başkaldırı, devrim düşüncesiyle birlikte Batı'nın, "soğuk savaş" sonrasında, 1960'larda yeniden eleştirisini getirmiştir. "Devrimci değişimin dinamikleri", "devrimci örgütlenme", "yeni sol hareketin yönelimi" her ülkenin tarihsel konumu/bağları dolayımında gündeme geliyor; 'öğrenci-gençlik'in devrimci hareket içindeki yeri/konumu/etkinliği ön plana çıkıyordu.. Hareketin yayğınlığı giderek Avrupa'nın bazı ülkelerinde (örneğin Fransa'da, Almanya ve İtalya'da) kitlesel güce dönüşür. 1968 öğrenci ayaklanması, müttefiklerini (işçileri) bularak etkin bir güce dönüşür. "İyimserlikle doluyuz, gelecek biziz" düşüncesi yaygın bir söylemdir artık.
Dünyada bu dalgalanma yaşanırken, 27 Mayıs 1960 ülkemizde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturur. Askeri bir darbe ile Demokrat Parti iktidarına son verilir. Özgürlük ortamına yönelişte öğrenci-gençlik hareketinin etkinliği yadsınamaz.
Gelinen ortam düşün/yazın alanımızda da yeni bir dönemi başlatır. Özellikle '60'ların ikinci yarısından sonra düşün/sanat alanındaki etkinlikler belirgince ön plana çıkar.
Demokratik ortamın sağlanması; çevirilerin yaygınlığı yayın yaşamına bir canlılık getiri. Dömokratik güçlerin belirle bir platformda buluşması, örgütlenmesi giderek kitlelerle bağ kurma, bunlara ulaşma yollarını açar.
Kültür/sanat alanında toplumsallaşma süreci yaşanır. Sanatın işlevi, sanatçının konumu, devrimci sanat, sanat-toplum, sanat-politika ilişkisi gibi kavramlar da tartışma gündeminde yer alır.
Yazın ortamımızdaki canlılık şiirde şu açılımlarda varlığını sürdürmektedir: 1940 Kuşağı şairleri/şiirin oylumunu bulmaktadır. Garip uzanımında bir şiir anlayışı/sürdürücüleri poetik yolculuklarını sürdüredururlar. "II. Yeni"nin etkinliği gündemdedir..Özgürlük ortamı Nâzım Hikmet'in şiirinin tanınması, Ahmed Arif'in ortaya çıkmasını sağlar. Bir de; kendilerini öğrenci-gençlik hareketi içinde bulan, giderek de dergiler/yayın organları çevresinde kümelenen, bir süre sonra da "kuşak" olarak varlıklarından söz ettirebilecek şairler topluluğunun ayak sesleri gelmektedir.
Değişim, Dönem, Evrim, Alan 67, Yeni Gerçek, Ataç, Şiir Saatı, Yordam, Dvinim, Yelken, Ant, Yön,Halkın Dostları, Türk Solu...Onların buluştukları, şiirlerini yayımlayıp, düşüncelerini ilettikleri dergilerdir.
Yelken (1957-1980) dergisi çevresinde toplanan bir grup şair ilk şiirlerini burada yayımlarlar. Derginin toplumcu gerçekçi çizgisi onların çıkışlarında da etkili olur.
Turgay Gönenç (1939), Afşar Timuçin (1939), Eray Canberk (1940), Aydın Hatipoğlu (1940), Nurer Uğurlu (1940), Egemen Berköz (1941), Ataol Behramoğlu (1942), Süreyya Berfe (1943), Sennur Sezer (1943), Güven Turan (1943), Özkan Mert (1944), İsmet Özel (1944)...
Çıkış noktaları toplumsal ortamın gerçekliğidir; tepkinin, oluşumun şiirini yazıyordurlar. Bu, bir tür, tarihsel misyondur. Hatta, 1940 Kuşağı'nın bile üstlenemediği bir misyonu üstlenirler: kitlelerle daha yakın, sıcak, etkin bir bağ kurarlar. Şiir alanlara inmiştir. Kısa sürede bir dönüşüm yaşanır.
Ataol Behramoğlu ,Alan 67 dergisinde yer alan yazısında, bir tür çıkışlarının amacını dile getirererek şunları söyler: "Eğer yazıyorsak, hayatımızdan söz etmek için yapıyoruz bunu. Hayatımız bir düş, bir sanrı değilse de, onu doğa ötesi güçler değil de gerçekler belirliyorsa, tek bir edebiyat yönteminin sözü edilebilir bugün 'Gerçekçilik'. Birinci ilke budur."(6)
1960 Kuşağı şiiri, varoluşunu bununla kanıtlayarak, şiirimizde iz bırakmıştır.
Bu kuşağın çıkış noktasının bir başka önemli boyutu da, 'ulusallık'tır. Oluşan 'gerçekçilik' anlayışını bunun üzerine kurmayı amaçlarlar.
1960 Kuşağı, dünyayı değiştirmek için yola çıkan bir kuşaktır. Şiirinin mecrası da bu kanalda gelişir. Toplumcu sanat anlayışını savunurlar.
1960'lar edebiyatımızda yenileşme/özgürleşme dönemidir. Dönemin bu atılımcı kuşağı şiirde dil>imge>biçim yönünden yenilikçi bir yapı kurmaya çalışır. Tümüyle reddedici değildirler. Yeni bir kimlik oluştururken, şiirin düşünce boyutunu gözardı etmeden senteze varmayı amaçlarlar. Dış dünya ile yakın ilgilidirler; çeviriler, bilimsel düşüncenin kaynaklarına yöneliş poetikalarını zenginleştirir.
Bu kuşakla birlikte yeni bir edebiyatçı tipi çıkar ortaya: alanlara inen, halkın arasına karışan, toplumsal muhalefetin öncülüğünü yapan, soran/sorgulayan, bunları da yazdıklarıyla yansıtan...
Octavio Paz'ın deyimiyle; gençlik hareketi, din ve devrim, eros ve ütopya arasında gidip" gelen bu kuşak; devrim düşüncesini, özgürlük-demokrasi-eşitlik-emek...gibi kavramları gündeme getirir. Demokratik ortamın oluşmasında, nisbi de olsa, etkindir. Örgütlenme, siyasal bilinçlenme sürecinin yoğunluğu onların duyarlık alanlarını etkiler...
Bu dönemde ürünler veren, "II. Yeni" etkilerinden geçerek poetikalarını oluşturmaya çalışan şairler ise şunlardır: Kemal Özer (1935), Hilmi Yavuz (1936), Özdemir İnce (1936). Kuşağın diğer şairleri : Ruşen Hakkı (1936), Kemal Burkay (1937), Metin Demirtaş (1938), Metin Altıok (1941-1993), Mehmet Taner (1946), Nihat Behram (1946)...
1960 Kuşağı şiirinin çıkış/etki-tepki kaynağı salt "II. Yeni" değildir, kuşkusuz. Geleneksel Türk şiiridir ana kaynak. Divan, halk şiirinin yanı sıra modern şiir geleneğinin öncü şairleridir: Yahya Kemal, Nâzım Hikmet, Orhan Veli, Ahmet muhip Dıranas, Fazıl Hsnü Dağlarca, Behçet Necatigil, Attila İlhan, Ahmed Arif... Öte yanıyla da Batı şiiri...
1960'ların özgürleşme ortamında varolan; birikimi/sesiyle bugüne ulaşan 1960 Kuşağı şiiri/şairleri çağdaş Türk şiirinin oluşumunda önemli bir dönemeçtir. Yazın ve düşün yaşamımıza yenilikler getirmiş, yaşam-şiir-toplum ilişkisine farklı bir boyut kazandırmıştır...
70'lerden 90'lara...
1970'lerden '90'lara uzanan süreç, çağdaş Türk şiirinin oluşum çizgisinde farklı eğilimleri, farklı yönelimleri ortaya çıkardı. Ama bu süreçte yeni bir şiir kuşağının oluşumundan söz etmek mümkün değil. 1970'lerde ilk ürünlerini veren şairlerin , daha çok , 1940 ve 1960 Kuşağı şairlerinden etkilendikleri gözlenir. Ara dönemde ürünlerini verenler : Abdulkadir Bulut(1943-1985), Ali Rıza Ertan (1944-1979), Ahmet Telli(1946), Hüseyin Yurttaş (1946), İsmail Uyarolu (1948) bir bakıma da '70'li yılların şiirinin öncüleriydiler. Bunları şu şairler izledi: Ahmet Ada (1947), Ebubekir Eroğlu (1950), Mustafa Irgat (1950-1995), Barış Pirhasan (1951), İzzet Yasar (1951), Erdal Alova (1952), Enis Batur (1952), Erol Çankaya (1952), Veysel Çolak (1954).
1970'lerin sonralarına doğru farklı bir çizgide, adeta, yeni bir çıkış arayışını sezdiren şairlerin ürünlerinin ardı ardına dergilerde yayımlandığını, kitaplarını çıkardıklarını gözleriz. 1970'lerin siyasal ve toplumsal devinimi şiirin oluşumuna yansımıştır.
Ozan Telli(1950), Tarık Günersel (1953), Yaşar Miraç (1953), Tuğrul Tanyol (1953), Adnan Yücel (1953), Ali Cengizkan (1954), Hüseyin Ferhad (1954), Murathan mungan (1955), Hüseyin Haydar (1956), Turgay Fişekçi (1956), Adnan Özer (1957), Ahmet Erhan (1958), Haydar Ergülen (1956), Sina Akyol (1950), Gültekin Emre (1951)...
1980'lerde dergiler şiirin gelişme düzeyindense, niceliksel sınırlarını genişletti diyebiliriz. Giderek de dergiler eksenindeki kümeleşmelerle şiirler/şairler hakkında adlandırılmalara yönelindi. "Yeni Türkü", "Yeni Bütün" nitelendirmeleri de bu etkilerden doğdu. "Yeni şiir" arayışından ise, daha çok 'yeni söylem'lerin içi boşaltılarak şiir yazılmaya başlanıldı diyebiliriz. Popüler kültürün etkisi, 12 Eylül'le yaşanılan çözülme, yozlaşma şiirin de gelişme kanallarını tıkadı. Bu süreci bir arayış dönemi olarak nitelendirmek daha doğru gibime geliyor. Deyim yerindeyse 'şiir enflasyonu' yaşanılan bir süreç...
Dönemin şairlerine gelince: Metin Cengiz (1953), Şükrü Erbaş (1953), Abdülkadir Budak (1952), Şavkar Altınel (1954), Oğuzhan Akay (1955), Roni Margulies (1955), Süha Tuğtepe (1956), Suat Vardal (1957), Orhan Alkaya (1958), Mehmet Yaşın (1958), Akif Kurtuluş (1959), Seyhan Erözçelik (1962), Sami Baydar (1962), Ali Asker Barut (1962) Hakan Savlı (1964), Küçük İskender (1964), Sunay Akın (1962), Akgün Akova (1962), Metin Celal (1961), Turgay Kantürk (1961), Altay Öktem (1964), Turgay Nar (1961), Sefa Kaplan (1956), Vural Bahadır Bayrıl (1962), Gülsüm Akyüz (1949), Ayten Mutlu (1952), Oya Uysal (1952), Arife Kalender Önel (1954), Yelda Karataş (1954), Leyla Şahin (1954), Lale Müldür (1956), Neşe Yaşın (1959), Günseli İnal (1947), Zerrin Taşpınar (1947), Zeynep Uzunbay (1962)...
Çağdaş Türk şiirinin oluşumunda bugün gelinen çizgi; geleneksel yapının kırılarak, farklı şiir anlayışlarının birarada yeni bir oluşumu gerçekleştirdikleridir diyebiliriz. Kuşak kavramı artık etkinliğini yitirmiştir. Son dönem şiirimiz kuşak kavramıyla değil de, daha çok şairlerin poetik tavırları/söylemleriyle anlamlandırılır oldu. Kuşkusuz çıkış noktası, besleyici kaynak eskiye oranla daha zengişleşen bir debi oluşturmuştur. Günümüz Türk şiirini dönemler/akımlar/kuşaklar ekseninde bakarak değerlendirmenin gene de en sağlıklı çıkış yolu olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda, 1980 sonrası şiirimiz de, diğer türlerdeki gelişmeler/oluşumlar gibi, aydınlanma düşüncesinin 1960'lardan sonra aldığı ivmenin ekseninde değerlendirilmesi gerektiğinden yanayım.



























JİLAN 'in İmzası


єzเкlєгเภ ๔üภאครıภ๔ค
ђєгzค๓คภ єzєภ ๏l๓ยşย๓๔ยг...
๔เккคt єt รєภเ ๔є єzєгเ๓.........




İNSANLARIN MARKA OLDUĞU YERDE ETİKETİ BİZ BASARIZ GÜZELİM..........


к๏гкย เçเภ๔є אคşคאค๓คzรıภ
JİLAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanlarımız
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
cumhuriyet, dönemi, sonrası, türk, şiiri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:20.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Kürtçe Mp3, Kürtçe Müzik, Kürtçe Forum
Protected by Cracker By Rojhat
Desing by Oxçiyan

 

 

Mp3 İndir |  Program İndir  Oyun İndir |  Film - Dizi İndir
1 2 3 4 5 6 8 9 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 63 64 65 66 67 68 69 70 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 111 112 113 114 115 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 209 210 211 212 213 214 215 216 217 219 220 222 223 224 225 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 293 294 295 296 297 298 299 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 376 377 378 379 380 381 382 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 434 435 436 441 443 444 445 446 447 448 452 453 454 455 456 457 458 459 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 479 480 481 482 483 484 490 491 492 493 494 495 496 497 498 500 501 502